DÜNYA DANS GÜNÜNE ÖZEL: ZARAFETİN SANATLA BULUŞMASI, BALE!

DÜNYA DANS GÜNÜNE ÖZEL: ZARAFETİN SANATLA BULUŞMASI, BALE!

Dünyanın en estetik sanat dallarından birisi olan ve ancak küçük yaşlarda başlanarak, çok uzun süren bir eğitimle öğrenilen bale sanatı, ilk olarak 16.yy’da Rönesans döneminde ve o zaman sanatın merkezi olan İtalya’da ortaya çıkıyor.
Her ne kadar Türkiye’de salon yetersizliğinden dolayı bugün hak ettiği ilgiye ulaşamamış olsa da, dünyada bale sanatı özellikle son derece disiplinli Rus dansçıların hakimiyetinde bulunuyor. Eğer profesyonel anlamda bale sanatçısı olmak isteniyorsa en erken 4, en geç 11 yaşında bu sanata başlamak ve hiç ara vermeden devam etmek gerekiyor.

DÜNYA DANS GÜNÜNE ÖZEL: ZARAFETİN SANATLA BULUŞMASI, BALE!

Balenin Tarihçesi

Pandomim sanatının aydınlanma çağı olan Rönesans döneminde tiyatro eserlerinin içinde kullanılması, balenin de ilk defa sahneye çıkması olarak sayılıyor. Aslında son derece koreografik bir sanat dalı olan bale, iki İtalyan Antonio Cornazzo ve Dominic de Piacenza’nın, pek de koreografik olmayan kompozisyonları ile başlıyor. Nihayetinde İtalya’da sanatın koruyucusu Medici ailesinin bir üyesi olan Catherine de Medici’nin “Beaujoyeux” adlı bu eseri, 1581 yılında Le Ballet Comique de la Reine tarafından sahnelenmesini maddi olarak desteklemesi ile gelişiyor. Bu dönemde İtalya sınırlarının dışına çıkarak özellikle Fransa tarafından desteklenmeye başlanan bale sanatı, 17. yüzyıl sonlarına kadar tüm Avrupa’ya yayılıyor, ancak altın çağına 14. Louis döneminde kavuşuyor. 1713 yılında kurulan Paris Operası ilk bale okulu olarak kabul ediliyor. 18. yüzyılda operadan ayrılan sanat, ilk kez Jean-Georges Noverre tarafından kendi kurallarına kavuşuyor.

18. yüzyıl ise aynı zamanda balenin Çarlık Rusya’sına ulaştığı yıl oluyor. St. Petersburg’da sahnelenmeye başlanan bale sanatı için o dönemin ünlü bestecisi Pyotr Ilyich Tchakoikovsky tarafından bale sanatı için mükemmel eserler olarak kabul edilen Kuğu Gölü, Fındıkkıran ve Uyuyan Güzel gibi eserler besteleniyor.

DÜNYA DANS GÜNÜNE ÖZEL: ZARAFETİN SANATLA BULUŞMASI, BALE!

Bale Kıyafetleri ve Ayakkabıları

Balede eğitim alırken tayt, mayo veya özel eşofman, sahnede sergilenen esere göre özel bale kıyafetleri kullanılıyor. Balerinlerin giydiği özel eteklere “tütü” adı veriliyor. Ancak dans ederken veya eğitimde giyilen en önemli kıyafet; erkek veya kadın tüm bale dansçılarının giydiği ve “puant” veya “point” adı verilen bale ayakkabısı oluyor.

İlk kez 18. yüzyılın ikinci yarısında Paris Opera ve Balesi balerinlerinden Marie Camargo’nun kullandığı puantlar, o zamana kadar dans ederken kullanılan topuklu ayakkabıların hızla yerini alıyor ve 1789 Fransız Devrimi’nden sonra da tüm dünyaya yayılıyor. Puantın burun kısmında bale dansçılarının ayak parmaklarının ucunda kalkmasını sağlayan özel bir tahta kısım bulunuyor ve uzun süre sahnede kalan profesyonel dansçılar bu kısıma darbe emici uçluk yerleştiriyor. Puant olmadan parmak ucunda dans etmek ise mümkün olmuyor. Sağ-sol ayrımı bulunmayan puant satın alınırken mutlaka denenmesi, hatta bir müddet ayakta kalması gerekiyor.

DÜNYA DANS GÜNÜNE ÖZEL: ZARAFETİN SANATLA BULUŞMASI, BALE!

Balerinler Neden Parmak Uçlarında Dans Ederler?

balerinBale sanatında romantik dönem ile birlikte başlayan değişim kıyafetlere ve koreografiye de yansıyor. 1832’de babasının yazdığı La Sylphide adlı eserle dans eden Marie Taglioni, bale tabiriyle “puanta kalkan” sanatçı olarak kabul ediliyor. Yine Marie Taglioni’nin bu eserde giydiği özel kıyafet, kısa sürede bale dünyası tarafından benimseniyor ve yayılıyor. Ancak puant olmadan hiç bir balerin Marie Taglioni gibi parmak uçlarında dans edemiyor. İlk puant ise ancak 1900’lerin hemen başında yine İtalya’da yapılıyor.

Balenin ilk kurallarını koyan ve modern balenin yaratıcısı sayılan Jean-Georges Noverre’nin doğum günü olan 29 Nisan tarihi ise 1982 yılından beri “Dünya Dans Günü” olarak kutlanıyor.

Dünya Dans Gününüz Kutlu Olsun!


Sağlıkla ve sporla kalın!